Türkiye Jeoloji Bülteni
Türkiye Jeoloji Bülteni

Türkiye Jeoloji Bülteni

1991 AĞUSTOS Cilt 34 Sayı 2
İÇİNDEKİLER
PDF Olarak Görüntüle
Datça (Muğla) Yarımadasının Stratigrafisi ve Tektoniği
Şükrü Ersoy
PDF Olarak Görüntüle

Öz: Bu çalışma, Datça Yarımadasında (GB Türkiye) 1989-1990 yıllarında yapılan jeolojik incelemelerin bulgu ve sonuçlarını içermektedir. İnceleme alanındaki birimler, Neojen öncesi ile Neojen ve daha genç yaşlı olmak üzere ikiye ayrılır. Neojen öncesi birimler, ofiyolit ve ofiyolitli melanj (Alt Tektonik Dilim), Üst Kretase-Alt Eosen yaşlı Bloklu Fliş (Orta TektonikDilim) ile başlıca karbonatlarla başlayıp kırıntılarla son bulan Üst Tersiyer - Alt Eosen aralığmdaki çökel istif (Üst Tektonik Dilim) ten oluşur. Neojen ve daha genç ,yaşlı olanlar ise Pliyosen ve Kuvaterner yaşlı olmak üzere ikiye ayrılır. Pliyosen`den önce karasal sonra denizel çökeller, Kuvaterner`de ise alüvyon, plaj kumu, yalıtaşı, asılı karasal taraça, yamaç molozu çökelleri ile volkanikler egemendir. Neojen öncesi çökel birimler, Menderes Masifi ile Beydağları neritik platformları arasında Üst Liyas (ya da Dogger)da açılan bir teknenin oldukça batı ucunda çökelen bir üniteye ait olup doğudakilere göre kısmi farklılıklar gösterir. Ayrıca tektonik etkilerin oldukça iyi gözlendiği yarımadanın oluşumu için olası yapısal model önerilmiştir. Bu modele göre, Datça Yarımadası kuzeyinde yeralan Gökova Grabeni ile güneyinde yeralan Hisarönü Grabeni arasında büyükçe bir horst bulunmaktadır. 

Varto, Hınıs, Bulanık, Malazgirt Yöresi Linyitlerinin Petrografik Özellikleri
İlker Şengüler Selami Toprak
PDF Olarak Görüntüle

Öz: Bölgedeki linyit oluşumları, göl çökeli olan Alt Pliyosen-Üst Pliyosen yaşlı Zırnak formasyonu içinde yer alır. Formasyonun tipik kesit yeri Zırnak Tepe olup, geçmiş yıllarda yapılan sondajlarda, değişik kalınlıklarda linyit damarları kesilmiştir. Bölgedeki linyitlerin korelasyonu, Zırnak Tepe linyitleri baz alınarak, linyitlerin petrografik özellikleri ile yapılmıştır. Petrografik analizlerde linyitlerin demir minerallerinin, kil-silikat minerallerinin ve ekzinit oranlarının yüksek olduğu, hüminit oranlarının düşük, ayrıca inertinit oranlarının çoğunlukla, ekzinit oranlarından daha düşük olduğu görülmektedir. Zırnak formasyonundaki linyitlerin oluşum süresi boyunca bölgede aşınma olmuş ve buna bağlı olarak da kırıntılı tortul ile beslenmiştir. Bu nedenle linyitler yüksek oranda kil içerip, düşük ısı değerine sahiptirler.

Miyosen Yaşlı Hırka Formasyonundaki (Beypazarı-Ankara) Dolomitlerin Mineralojik Özellikleri
Işik Özpeker Fazli Çoban Recep Fahri Esenli Recep Hayri Eren
PDF Olarak Görüntüle

Öz: Beypazarı (Ankara) Miyosen havzasında "Hırka Formasyonu"na ait Tronalı seri optik ve X ışınları difraksiyonu yöntemleri ile incelenmiştir. Tronalı seri, tronadan başka; pirsonit, nakolit, dolomit, kalsit, manyezit, klinoptilolit, analsim, K- feldspat, kuvars, smektit, illit, biotit, ve hornblend`ten meydana gelen genel mineral birliğini kapsar. Dolomit, tronalı serinin tüm seviyelerinde bulunmaktadır. Yapılan inceleme sonucu trona içeren seviyelerin (alt ve üst trona zonları) % 85 oranında doğal soda mineralleri ve % 10-15 dolomitten oluştuğu saptanmıştır. Trona içermeyen düzeylerdeki dolomitler Ca-Dolomit türündendir. Alt ve üst trona düzeylerindeki dolomitlerin ise ideal kristal yapısında oldukları saptanmıştır. 

Aktaş (Kızılcahamam) Yöresinin Pelajik Kireçtaşlarının Biyostratigrafisi
Mahmut Tunç
PDF Olarak Görüntüle

Öz: Yörede yüzeyleyen Üst Jura-Alt Kretase yaşlı kireçtaşlarının çoğunluğu pelajik fasiyeste olup, oldukça bol Calpionellid içermektedir. Bu kireçtaşlarının Calpionellidlere dayalı biyostratigrafisini yapmak ve Jura-Kretase sınırını saptamak amacıyla, yörede 4 adet ölçülü stratigrafi kesit alınarak birimin kalınlığının yaklaşık 500 m. olduğu saptanmıştır. Toplanan örneklerin ince kesitlerle yapılan sedimantolojik ve petrografik incelemeleri sonucunda kireçtaşlarının dokularının genelde mikrit, yer yer de pelmikrit, sparit ve pelsparit olduğu, alt düzeylerde 15-20 m. kalınlıkta dolomitik bir zon ile en üst düzeyde yine 15-20 m. kalınlıkta breşik bir zonun varlığı saptanmıştır. Paleontolojik tayinler sonucunda yaşının Titoniyen-Albiyen olduğu saptanan birim içerisinde, Crassicolaria intermadia zonu (Üst Titoniyen`in altı) Calpionella alpina zonu (Üst Titoniyen`in üstü), Calpionella elliptica zonu (Alt Berriyasiyen), Calpionellopsis simplex Calpionellopsis oblonga zonu (Üst Barriyasiyen), calpionellites darderi zonu (Valanjiniyen) ve Tintinnopsella carpathica zonu (En Üst Valanjiniyen) olmak üzere 6 adet Calpinoellid biyozonu ayırtlanmıştır. Saptanan bu zonlar, standart Calpionellid zonu ve yapılan diğer çalışmalardaki zonlar ile karşılaştırılmıştır. Ayrıca, tayin edilen Calpionellid türlerinin stratigrafik dağılımlarını gösteren bir tablo da hazırlanmıştır. Jura-Kretase sınırının ise, Calpionella elliptica CADISCH türünün ortaya çıkış düzeyi olan 270`inci metre olduğu saptanmıştır. 

İzmir Yöresinin (Batı Anadolu) Jurasik-Tersiyer Kalker Algleri (Solonoporaceae)
Musa Kazim Düzbastilar
PDF Olarak Görüntüle

Öz: Çalışma bölgesinde Solenoporaceae`ye ait Elianella, Solenomeris, Solenopora, Pycnoporidium ve Thaumatoporella türlerinin sistematik incelenmesi yapılmıştır. Çalışma bölgesinde bulunan bu fosiller Türkiye için yenidir. Diğer taraftan alglerin stratigrafîk yayılımlarının daha önceki çalışmalar ile olan benzerlik ve ayrıcalıkları saptanmıştır. 

Çiniyer-Küre (Tire) Sahasındaki Fluvial Sedimanların Ağır Mineralleri
Ali Haydar Gültekin
PDF Olarak Görüntüle

Öz: Menderes masifi Çiniyeri-Küre bölgesi temel kaya birimleri litolojik ve yapısal konumları göz önüne alındığında gözlü gnays, disten-granat şist, granat-mika şist, kalkşist, mermer, amfibolit ve gabroik karekterli dayklardan oluşur. Petrografik ve mineralojik veriler granat-mika şistlerin tek bir birim halinde olmayıp mikaşist, kuvars-muskovit şist ara katmanları içerdiğini ve yerel olarak rutilli kuvars damarlarınca kesildiğini ortaya koyar. Metamorfik istif, Küçük Menderes graben kenarı boyunca Kuvaterner yaşlı alüvyal yelpaze ortamında birikmiş çökellerle örtülenmiştir. Fluvial çökellerin en önemli ağır mineralini rutil oluşturur. Ayrıntılı çalışmalar rutille birlikte gözlenen ağır minerallerin esas olarak metamorfiklerden türediğini göstermiştir. Kuvars damarlarının toplam ağır minerallere göreceli katkısı küçük hacimli ve düşük içerikli oluşları nedeniyle daha azdır. Türbilanslı akıntı koşullarında çökelen ağır mineraller çoğunlukla kanala paralel gelişen zenginleşme zonları içindedir. Çalışılan alanda kırıntıların saptanan dokusal parametrelerinin bilinmeyen derişim alanlarının belirlenmesine klavuz olabileceği umulur.