Türkiye Jeoloji Bülteni
Türkiye Jeoloji Bülteni

Türkiye Jeoloji Bülteni

2021 OCAK Cilt 64 Sayı 1
Laevigatosporites haardti (R. POT. et VEN.) TH. ve Tipi Üzerine Bir Biyometri Araştırması.
EROL AKYOL  2272
PDF Olarak Görüntüle

Laevigatosporites haardti, düşey dağılımı geniş olan monolet bir spordur. Biz, ona stratigrafik bir değer kazandırmak amacıyla, bir biyometri araştırması yaptık.

Bunun için, Tersiyer’in çeşitli katlarına ait numuneler seçtik. 100 birey boyu ölçerek, her numunenin Quételet poligonunu bulduk. Araştırmamızın başında, Tersiyer’in bir katından alınmış numunelerin poligonlarında bir benzerlik, ayrı katlarından alınmış olanlarınkinde de bir farklılık olacağını ümid ediyorduk. Fakat ölçü sonuçları, iki numunenin poligonları arasında bir benzerlik varsa, bunun rastlantıdan başka bir şey olmadığını ortaya koymuştur. O halde biyometri, yüzde değeri çok yüksek Laevigatosporites haardti içeren numunelerin yaşlarını saptayabilme konusunda, bize yardımcı olamamıştır.

Bu sonuç, değişik numunelerde bulunan Laevigatosporites haardti`lerin, değişik ekoloji koşullarında yetişmiş olmalarına, zaman sürecinde bu koşulların değişmesine ve nihayet, morfografik bir spesiyes olan Laevigatosporites haardti adı altında toplanan sporların birçok bitki familyası tarafından üretilmesine bağlanabilir.

Kırka Borat Yataklarındaki Kil Mineralleri Üzerine Ön Çalışma
ORHAN BAYSAL  2269
PDF Olarak Görüntüle

Türkiye borat rezervlerinin yarısından fazlasını içeren Kırka borat yataklarından alınan killi kayaç numuneleri röntgenografik, kimyasal ve differensiyel termik yöntemleriyle incelenmiştir.

Halen yürütülmekte olan ayrıntılı araştırmaların temelini teşkil eden bu önçalışma sonucu; söz konusu yataklardaki kilmineralinin bir Mg-montmorillonit olduğu saptanmıştır. Bu mineral `hektorit`, `sapanit`, `stevensit` ve `gassulit` minerallerinden biri olabilir. Her ne kadar numunelerde Li saptanmış, Kaliforniya orijinli hektoritlerin DTA eğrileri ile benzerlik bulunmuş, dolayısı ile `hektorit` olma ihtimali belirmiş ise de, yürütülen ayrıntılı incelemeler sonucu durum ancak kesinlik kazanabilecektir.

Eskişehir, Gümele Çevresindeki Tersiyer Volkanik ve Sedimanter Kayaçlarda Bir Ön Çalışma
TAYLAN LÜNEL  2294
PDF Olarak Görüntüle

Seyitgazi-Eskişehir antiklinoriumu`nun çok fazla deforme olmuş ve metamorfizmaya uğramış kayaçlarının kuzey-kuzeybatısında bulunan sedimanter ve volkanik kayaçlar incelenmiştir. Karasal ve gölsel fasiyesde meydana gelen Tersiyer sedimanter kayaçlar Güney Eskişehir küvetinde olunmuşlardır. Karasal fasiyesi meydana getiren kayaç birimlerini kaba kumtaşları, kumtaşları, bitki kalıntıları ihtiva eden kil ve marnlar ve serpantinit blokları taşıyan bazal konglomerası teşkil etmektedir. Gölsel fasiyes ise genellikle killi ve tüflü kalkerler, kalkerler, marnlar, konglomeralar ve tüflerden meydana gelmiştir. Küvetteki en eski sedimanlar ve piroklastikler Alt Miosen`de oluşmuşlardır. Yataya yakın konumlanmış bazik-intermediyar lav akıntıları Pliosen yaşlı olup Altüst Neojen sedimantasyon kesikliğinde meydana gelmiştir. Üst Neojen sedimanter kayaçları intermediyar-basaltik volkaniklerin üzerinde ince bandlar şeklinde bulunurlar. Bu birim marn ve kalkerlerden meydana gelmiştir. Alt Miosen’de asid volkanik faaliyetler neticesinde meydana gelen sillar (unweldd tuffs) oligomikt konglomeralardan evvel teşekkül etmiştir. Bu volkanik aktitivite muhtemelen kesikli ve kısıtlı olarak devam etmiş ve tüflü kalkerleri meydana getirmiştir. Pliosen yaşlı bazik-intermediyar (benmoreit) volkanik kayaçlar, gölsel fasiyesde meydana gelmiş sedimanter ve piroklastik kayaçların oluşmasını ve erozyonunu müteakiben teşekkül etmişlerdir.

Sillar, benmoreit, tüflü kalker ile dolomitik ve kalsitik konglomeraların matriks ve çimentoları üzerinde petrokimyasal yönden ayrıntılı olarak çalışılmış ve bu kayaçların petrojenezi üzerinde bazı teklifler ortaya konmuştur.

Güneydoğu Anadolu Sason ve Baykan Yöresinin Stratigrafisi
İSMAİL ÖZKAYA  749885
PDF Olarak Görüntüle

Düşük dereceli metamorfik kayaçlar, kristalin kalkerler jeosenklinal sedimanlar ve şelf sedimanları bölgenin stratigrafisini oluşturur. Bitlis masifinin örtü metamorfiklerini meydana getiren ve metamorfizma yaşı Alt Kretase olan bir gurup yeşil şist, kuvarsit, kalkşist ve kristalin kalker masif bir kütle halinde güneye doğru Eosen-Miosen yaşlı jeosenklinal sedimanlar üzerine devrilmiş durumdadır. Bitlis masifi güneyinde bir önçukurda (foredeep) çökelmiş ve marn, fliş, klasik, kalker, serpantin ve spilitten ibaret bu jeoesenklinal sedimanlarsa daha güneydeki Tersiyer şelf sedimanları üzerine iki ayrı şaryaj dilimi halinde taşınmıştır.

Bi-Sb-S Sisteminde Deneysel Araştırmalar
BERKİN SALANCI  2270
PDF Olarak Görüntüle

Pb-Bi-Sb-S dörtlü sisteminin deneysel araştırılması mineraloji ve maden yatakları açısından önemlidir. Bu projenin "kapsamında olmak üzere, Bi-Sb-S sistemi 500° C de ve bu üçlü sistemin Bi₂S₃-Sb₂S₃ kesidi tam eriyik fazından 300° C ye kadar denetlenen konsantrasyon ve sıcaklık koşulları altında araştırımıştır. Bi-Sb-S sisteminin tek katı sülfid fazı, uç bileşenleri Bi₂S₃ ve Sb₂S₃ olan (Bi, Sb)₂S₃ sınırsız katı çözelti fazıdır.. Bu fazın C₀ hücre parametresi izomorf çözdüğü her %1 mol. Sb₂S₃ için 0,0015A° küçülmekte ve fazın çeşitli üyelerinin bileşimlerinin max. ±%2 mol, Sb₂S₃ ile saptanmasını sağlamaktadır. Doğada ise bizmutinit (Bi₂S₃) ve antimonit (Sb₂S₃) arasındaki katı çözelti muhtemelen sınırlıdır, zira horobetsuit (45Bi₂S₃.55Sb₂S₃)ile antimonit arasında bu serinin üyelerine bugüne kadar rastlanılmamıştır.

Doğal oluşumlara uygulanması mümkün olabilecek faz ilişkileri açısından, Bi-Sb-S sisteminin sıhhatli yorumlanabilmesi için, sistemin çeşitli izoterm kesiflerinin araştırılması gereklidir.

Batı Anadolu “andezit” ve “bazalt” jenezi sorununa katkılar
MEHMET YILMAZ SAVAŞÇIN  2287
PDF Olarak Görüntüle

Üç esas olarak ayırdedilen efusiflerin nisbi yaş bağıntıları inceleme sahasındaki verilere göre açıklanmıştır. Şimdiye dek "Andesit`` olarak adlandırılan Alfa tipi volkaniklerin inceleme sahasındaki mineral parajenezleri bunların Quarzlatit olduklarını gösterir. Sıkışma kubbelerine (Staukuppen) benzer şekilde oluşurlar. Biyotitce zengin büyük kıristaller yaygındır.

Bu güne kadar "Basalt`` diye tanımlanan Beta-tipi dediğimiz kayaçlar da bir evvelki Alfa-tipin eş kimyasında olup esasen Quarzlatitdirler. Yayılmaları örtü şeklindedir. Biyotit veya uçuşkan elemanlı başka bir minerale raslanmaz. Alfa-tipinden daha bazik yapıda olan plajioklaslar normal zonlu yapıları ile de bir farklılık gösterirler.

Gama-tipi olarak adlandırdığımız üçüncü tür ise, örtü şeklinde oluşmuş akışkan camsı eruptiflerdir. "Porphyrit" olarak tanınan bu volkaniklere hiyaloriyalit demek daha doğru olacaktır.

Çevredeki öteki volkanikler de gözönünde tutulduğunda, anatetik ve primer alkali-olivinbasaltik gelişmeleri belirleyen iki ayrı dönüşüm ortaya çıkar.

Türkiye Orta Sinap Bovidea faunası
İBRAHİM TEKKAYA  749886
PDF Olarak Görüntüle

Orta Sinap Bovidae faunası çok ilginçtir. Çünkü, bu fauna topluluğu gerek Avrupa ve gerekse Asya genus ve espes birliğinin tesisinde büyük rol oynamaktadır. Bu sebepten Orta Sinap Bovidae faunası doğu ile batı arasındaki gerçek bir faunik skalanın kurulmasında ilgi çekicidir. Bu temsilcilerden Palaeoreas, Pseudotragus, Tragoreas ve Helicotragus ile doğu ve batı (Asya ve Avrupa) arasında genus birliği tesis edilmiştir. Protoryx carolinae Major, Protoryx longiceps Pilgrim ve Hopwood, Gazella deperdita Gervais ve Gazella gaudryi Schlosser ile de Avrupa ve Asya arasındaki espes birliği kurulmuştur. Bu nedenle Orta Sinap Bovidae fawnası Türkiye için olduğu kadar Asya-Avrupa faunik birliğinin kuruluşunda da büyük önem taşır.

Toros bölgesi Permiyenine ait yeni bir Colaniella türünün tanımı
EROL ÇATAL  749887 ZEKİ DAĞER  1840
PDF Olarak Görüntüle

1970 yılında Konya-Bozkır bölgesinde arazi çalışmaları anında tesbit edilen üst Permiyenin alt seviyelerinden gelen numunelerde mevcut bulunan Colaniella dikkatimizi çekti. Nadir bulunması ve bu konuda bir makaleye sahip olmamamız numune üzerinde durulmasını gerektirdi. Yaptığımız çalışmalar neticesinde aşağıda tanımı verilen bu foraminiferin yeni bir tür olduğu kanaatına vardık.