Türkiye Jeoloji Bülteni
Türkiye Jeoloji Bülteni

Türkiye Jeoloji Bülteni

2009 ARALIK Cilt 52 Sayı 3
KAPAK
PDF Olarak Görüntüle
KÜNYE
PDF Olarak Görüntüle
İÇİNDEKİLER
PDF Olarak Görüntüle
Türkiye`nin Akdeniz Sahillerindeki Yalıtaşlarının Holosen Deniz Düzeyi Oynamaları ve Tektonizma Açısından Önemi
Tahsin Attila Çiner Stephane Desruelles Eric Fouache Erdal Koşun Rémi Dalongeville
PDF Olarak Görüntüle

Öz: Akdeniz kıyısındaki Finike ile Suriye sınırı arasında kalan kıyı şeridi, kum ve çakıl boyutlu pekişmemiş sedimanların gelgit arası bölgede bulunan karbonat çimento sayesinde çok hızlı bir şekilde taşlaşması sonucu oluşan yalıtaşlarının gözlendiği bir bölgedir. Bu çalışma kapsamında çeşitli derinliklerde bulunan yalıtaşlarından 14C yaş tayinleri elde edilmiş ve gözlenen diğer jeomorfolojik, jeolojik ve arkeolojik veriler aracılığı ile Akdeniz kıyısının son 5000 senelik deniz seviyesi değişimleri zaman ve mekan boyutunda ortaya konulmuştur. Çalışma alanı aynı yaş gurubuna ait benzer seviyedeki yalıtaşlarının ve dalga aşındırma oyuk ve düzlüklerinin gruplanması temeline dayanan 5 bölgeye (I-V) ayrılmıştır: I) En batıdaki Finike yalıtaşı ile Andriake ve Kekova Batıkşehir harabelerinin bulunduğu bölüm Roma dönemi sonrası meydana gelen depremler sonucu bugün -1.5 m ile -4 m kadar deniz altında bulunmaktadır. II) Finike-Antalya-Çimtur arasında -0.8 m ile -2.2 m deniz altında bulunan ve 3 ayrı nesile ait yalıtaşı seviyelerinden en üstte olanı M.S. 4-7 yy arasında bugünkü konumuna ulaşmıştır. III) İncekum ile Adana’nın güneyindeki Karataş Osmaniye Fay Zonu arasında kalan bölgede yalıtaşları deniz seviyesinin biraz üstündedir. Ayrıca dalga aşındırma düzlüklerinin İncekum`da günümüzden 1815-1545 yıl kadar önce 0.5 m ile 1.2 m arasında yükseldikleri bilinmektedir. IV) İskenderun Körfezi`nin güney ve kuzeyi ile sınırlı bu bölgede iki değişik nesile ait yalıtaşları (0.3 m ile -0.8 m (M.S. 4-7 yy arası) ve -0.7 m ile -1.7 m arası) bulunmaktadır. V) İskenderun Körfezi’nin güneyinden Suriye sınırına kadar olan sahil şeridinde yalıtaşları gözlenmemekte ancak 3 ayrı deniz seviyesine ait dalga oyukları güncel deniz seviyesinin 2.9m, 1.4 m ve 0.8 m kadar üzerinde bulunmaktadırlar. Bunlardan en üstte olanının günümüzden 2500 ±100 yıl, en aşağıda olanının ise M.S. 5-6 yy`da bugünkü konumlarına yükseldikleri bilinmektedir. Çalışma alanına zaman boyutunda bakıldığında ise toplam 4 değişik deniz seviyesi sabitlenmesi görülmektedir: 1) En eski deniz seviyesi (?Orta Holosen) -3 m (±0.5 m) civarındaki yalıtaşları ile temsil edilir. 2) Deniz seviyesinin ikinci defa durağan hale geldiği M.Ö. 5-7 yy arasında oluşan yalıtaşları da bugün denizin -2 m (±0.5 m) kadar altındadırlar. V. Bölge`de 2 m ile 3 m`de bulunan dalga oygu izleri de yine bu zaman aralığına aittirler. 3) Üçüncü deniz seviyesi sabitlenmesi ve bunun sonucu olarak bugün II. Bölge`deki Kemer`de ve IV. Bölge`deki Gözcüler`de -0.4 m (±0.5 m) derinlikte bulunan yalıtaşlarının oluşumu M.S. 4-6. yy`lar arasında gerçekleşmiştir. Bugün deniz altında kalmış kimi Roma dönemi sonrası yapıları (I. Bölge) ve II. Bölge`de -0.5 m ile -1.2 m deniz altında bulunan yalıtaşları ileV. Bölge`de 0.8 m deniz üstünde bulunan dalga aşındırma oyuklarının da M.S. 4-6 yy`lar arasında bugünkü konumlarına geldikleri bilinmektedir. III. Bölge`de 0.5 civarında bulunan aşındırma düzlüğü ise M.S. 2-6 yy`lar arasına tarihlenmektedir. 4) Güncel deniz seviyesine en geç Selçuklu (M.S. 12 yy) ve olasılıkla Erken Bizans döneminden sonra (M.S. 4-7 yy) ulaşıldığı tespit edilmiştir. Toplanan veriler çalışma alanında son 5000 senelik dönemde deniz seviyesinde meydana gelmiş değişimlerin nedenlerinin iklimsel ve/veya glasyo-östatik olmasından ziyade tektonik kaynaklı olduklarının kanıtı olarak yorumlanmıştır.

  • Yalıtaşı

  • 14C yaş tayini

  • dalga aşındırma düzlüğü

  • deniz seviyesi değişimi

  • tektonik

  • Holosen

  • Akdeniz


  • Çiner, A , Desruelles, S , Fouache, E , Koşun, E , Dalongeville, R . (2009). Türkiye’nin Akdeniz Sahillerindeki yalıtaşlarının Holosen deniz düzeyi oynamaları ve tektonizma açısından önemi . Türkiye Jeoloji Bülteni , 52 (3) , 258-296 . Retrieved from https://dergipark.org.tr/tr/pub/tjb/issue/28365/301579

  • Gülbahçe Körfezindeki Hidrotermal Aktivitenin Yüksek Ayrımlıklı Sığ Sismik ve Palinolojik Çalışmalar İle Belirlenmesi
    Bade Pekçetinöz Mine Sezgül Kayseri Özer Mustafa Eftelioğlu Erdeniz Özel
    PDF Olarak Görüntüle

    Öz: Gülbahçe Körfezi çevresindeki karasal alanlarda termal sıcak su kaynakları bilinmektedir. Bu çalışmanın temel amacını, bu sıcak su kaynaklarının Gülbahçe Körfezi içindeki varlığının sorgulanması oluşturmaktadır. Bu amaçla jeotermal aktivitenin yüksek olduğu bölgenin tespit edilebilmesi için yüksek ayrımlı sığ sismik yöntemi (3.5 kHz) ile birlikte palinolojik analizler için 14 noktada gravite tipi sediman örnekleyicisi ile örnek alımı gerçekleştirilmiştir. Örnekleme noktalarından elde edilen palinolojik bulgular, termal ortam koşullarının belirlenebilmesi ve ortamın termal özelliklerinin değişkenliği nedeni ile, çalışma alanı dışındaki bir "Referans Örneği" ile karşılaştırılmıştır. Körfez`de gerçekleştirilen sismik çalışmada, deniz tabanı üzerinde gözlenen taban yükselimlerin, sıcak su ortamlarında yaygın olarak gözlendiği belirtilen mercan formlarının kümelenmesi sonucunda oluştuğu düşünülmektedir. Bu yükseltilerin 16 km2 `lik bir alan içinde kaldığı belirlenmiştir. Gülbahçe Körfez`inden derlenen sediman örneklerinden belirlenen palinolojik bulgulara göre, Geç Holosen dönemi için karasal ve denizel ortama ait palaeoortamsal koşullar belirlenmiştir. Gülbahçe Körfezi çevresinde yüksek topoğrafyalı alanların Pinus, Castanea, ve Quercus, ova alanlarının Oleaeceae, Ulmus, Cyrillaceae ile örtülü olduğu, Nyssa, Taxodiaceae ve Cupressaceae bitkilerini içeren nispeten dartatlı su bataklık alanlarının ve bu alanların arasında Asteraceae, Cichorioideae, Greniaceae, Artemisia, Ephedraceae ve Chenopodiaceae ile kaplı, fazla geniş olmayan açık alanların varlığı belirlenmiştir. Gülbahçe Körfez`inde çeşitli denizel dinoflagelat formlarının nadir varlıkları (Lingulodiniummachaerophorum, Cymatiosphaera globulosa, Spiniferites ramosus ve Spiniferites spp.), Geç Holosen döneminin varlığını desteklemektedir. Ayrıca bu palynomorflara, sıcak su koşullarında çoğalan Pseudoschizaea düşük ve denizel mikroforaminifer astar formlarının yüksek yüzdeli eşlik etmeleri Geç Kuvaterner döneminde körfez içerisinde sıcak su çıkışlarının varlığını düşündürmektedir. Mikroforaminifer astar ve çeşitli palinomorfların üzerinde gözlenen demir oksit oluşumlarının, körfez içindeki termal aktiviteye bağlı olduğu söylenebilir. Bu çalışmada tanımlanan palinofloraya göre, bölgede nemli ve sıcak iklim koşullarının varlığından söz edilebilir. Ayrıca, Gülbahçe Geç Holosenpalinomorf topluluğuna "coexistence approach" analizi uygulanmış ve sayısal iklimsel değerler elde edilmiştir. Bu değerler, Türkiye`de bazı Holosen palinofloralara ait değerler ile karşılaştırılmıştır.

  • İzmir Körfezi

  • Gülbahçe Körfezi

  • Hidrotermal

  • Palinoloji

  • Paleoekoloji

  • Mercan


  • Pekçetinöz, B , Sezgül Kayseri, M , Eftelioğlu, M , Özel, E . (2009). Gülbahçe Körfezindeki hidrotermal aktivitenin yüksek ayrımlıklı sığ sismik ve palinolojik çalışmalar ile belirlenmesi . Türkiye Jeoloji Bülteni , 52 (3) , 325-366 . Retrieved from https://dergipark.org.tr/tr/pub/tjb/issue/28365/301596

  • Caferbey ve Sart-Çamur (Salihli) Jeotermal Alanlarının Hidrojeokimyasal İncelenmesi
    Tuğbanur Özen Balaban Gültekin Tarcan
    PDF Olarak Görüntüle

    Öz: Sart-Çamur Kaplıcası ve Caferbey jeotermal alanları Gediz Grabeni`nin güneyinde, Salihli ilçesinin batısında yer almaktadır. Bu çalışmada, kimyasal ve izotopik veriler kullanılarak sözü geçen jeotermal alanların hidrojeokimyasal özelliklerinin incelenmesi amaçlanmıştır. İnceleme alanının içerisindeki Menderes Masifi`ne ait karbonatlı kayaçlar karstik ve çok çatlaklı olmalarından dolayı geçirimliliği yüksek olup, termal ve soğuk su kaynakları için akifer oluştururlar. İnceleme alanının güneydoğusundaki Menderes Masifi metamorfiklerine ait gnays ve kuvars-mikaşistlerde jeotermal sistemlerin akiferi olma özelliği gösterirler. Bölgede geniş bir yayılım sunan alüvyon, soğuk suların akiferi olması açısından önemlidir. Sart-Çamur jeotermal alanındaki termal sular, 52 °C kaynak çıkış sıcaklığına ve yaklaşık 5 l/s debiye sahiptir. Caferbey jeotermal alanında açılan 1189 m derinlikteki kuyu 155 °C akifer sıcaklığına ve 2 l/s debiye sahip akışkan içermektedir. Sıcak akışkanın taşınımı fay ve kırık hatları ile sağlanmaktadır. İnceleme alanında yapılan çevresel izotop analizi sonuçları, Sart-Çamur Kaplıcası ve Caferbey jeotermal alanındaki termal suların meteorik kökenli ve su-kayaç etkileşimine sahip olduklarını göstermektedir. Su kimyası sonuçları da su-kayaç etkileşiminin varlığını desteklemektedir. Suların Uluslararası Hidrojeologlar Birliği`ne (IAH) göre sınıflanmasında Sart-Çamur Kaplıcası ve Caferbey termal suları sırasıyla Na-Ca-HCO3 ve Na-HCO3 su tipini göstermektedirler. Bölgedeki soğuk sular ise termal sulardan farklı fasiyes özelliklerine sahip olup, Na+2, Ca+2, HCO3¯ ve SO4-2 iyonlarının egemen olduğu sulardır. Termal suların yüksek bor ve arsenik derişimleri, bölgedeki sulama ve içme suyu kaynaklarında kirletici faktörlerden biridir. Bu nedenle termal suların kullanımı sonrası re-enjeksiyonu hem rezervuarın beslenimi hem de çevreye olan olumsuz etkilerin giderilmesi açısından önemlidir. Termal suların çeşitli kimyasal jeotermometrelere göre hesaplanan akifer sıcaklıkları 80 °C ile290 ºC arasında değişmektedir. İnceleme alanındaki tüm termal sular, karbonat minerallerini (kalsit ve aragonit) çökeltici özelliktedir. Bu nedenle, jeotermal suların kullanımı sırasında kuyularda ve iletim hatlarında kabuklaşma problemleriyle karşılaşılacağı tahmin edilmektedir.

  • Sart-Çamur

  • Caferbey

  • Salihli

  • jeotermal

  • hidrojeokimya

  • izotop jeokimyası


  • Özen, T , Tarcan, G . (2009). Caferbey ve Sart-Çamur (Salihli) Jeotermal Alanlarının Hidrojeokimyasal İncelenmesi . Türkiye Jeoloji Bülteni , 52 (3) , 297-324 . Retrieved from https://dergipark.org.tr/tr/pub/tjb/issue/28365/301585

  • Neojen-Kuvaterner Sınırının Değişmesi ve Beklenen Gelişmeler
    Nizamettin Kazanci
    PDF Olarak Görüntüle

    Öz: Son yıllarda bazı tanınmış yerbilimciler devamlı olarak Kuvaterner`in Jeolojik Zaman Tablosundan çıkarılmasını ve Pleistosen ile Holosen`in Seri olarak Neojen`e katılmasını önermekte idiler. Uluslararası Stratigrafi Komisyonu 2009 Mayıs ayında aldığı tarihi kararla Kuvaterner`in Periyod olarak korunmasını, Neojen-Kuvaterner sınırının 1,8 milyon yıldan 2,6 milyon yıla genişletilmesini kararlaştırmıştır. Jeolojik Zaman Tablosu`ndaki bu değişiklik ülkemizdeki jeoloji çalışmalarını doğrudan etkileyecektir. Yazıda gelişmelerle beraber olası durumlar özetlenmekte ve bazı öneriler getirilmektedir. 

  • Jeolojik Zaman Tablosu

  • Neojen-Kuvaterner sınırı

  • Pliyosen

  • Pleistosen


  • Kazancı, N . (2009). Neojen-Kuvaterner sınırının değişmesi ve beklenen gelişmeler . Türkiye Jeoloji Bülteni , 52 (3) , 367-374 . Retrieved from https://dergipark.org.tr/tr/pub/tjb/issue/28365/301601

  • SAYI TAM DOSYASI
    PDF Olarak Görüntüle