Türkiye Jeoloji Bülteni
Türkiye Jeoloji Bülteni

Türkiye Jeoloji Bülteni

2017 AĞUSTOS Cilt 60 Sayı 3
KAPAK
PDF Olarak Görüntüle
KÜNYE
PDF Olarak Görüntüle
İÇİNDEKİLER
PDF Olarak Görüntüle
Seydiler (Afyonkarahisar) ve Çevresinin Jeoturizm Potansiyelinin Belirlenmesi
Çağlar Özkaymak Ahmet Yildiz Asli Karabaşoğlu Metin Bağci Can Başaran
PDF Olarak Görüntüle

Öz: Batı Anadolu Bölgesinde, Afyonkarahisar-Eskişehir ve Kütahya il sınırları içerisinde geniş bir alanda yer alan Frig vadisi, binlerce yıldır farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmış bir alan olarak Türkiye`nin ve Dünya`nın en eski yerleşim alanlarından birisidir. Frig vadisinde kolay aşınabilir/kazılabilir volkanik tüf, aglomera ve ignimbritik kayalarından oluşan volkanik bir istif içerisinde Frigler ve Romalılara ait evler, mezarlar, kaleler ve tapınak izlerinin bir kısmı günümüze kadar gelebilmiştir. Bu izlerin önemli bir bölümü Afyonkarahisar iline bağlı Seydiler ve Döğer kasabaları arasında kalan bölgede yer almaktadır. Frig yürüyüş yolunun güney ucunda yer alan Seydiler bölgesindeki kültürel özelliklere sahip kaya kütleleri haricinde, lav akıntıları, tüf/kül birikimleri gibi volkanik oluşumlarla beraber, bu jeolojik oluşumlar içerisinde yüzeysel süreçlerle şekillenen peribacaları gibi doğal güzellikler de yer almaktadır. Seydiler ve yakın civarında yapılan incelemeler, tamamı volkanik alan içerisinde gelişen başlıca yedi doğal oluşumun Jeosit özellikleri taşıdığını, Jeoturizm ve Jeolojik Miras potansiyeline sahip olduğunu ortaya çıkarmıştır. Bu alanlar, Seydiler Lav-Tüf oluşumları, Seydiler Hisar Kalesi, Kırkinler Kaya Yerleşimi, Kuzini Kaya Yerleşimi, Seydiler Peribacaları, Leylek Kayası ve Yanarlar Kayalıklarıdır. Bu çalışmada, Frig Vadileri içerisindeki en önemli yerleşim alanlarından birisi olan Seydiler Kasabası ve yakın civarındaki Jeoturizm ve Jeolojik Miras potansiyeline sahip bu alanlarının Jeolojik, jeomorfolojik özelliklerinin analizi ile Jeoturizm ve Jeolojik koruma açısından değerlendirilmesi yapılmıştır.

  • Frig vadisi

  • jeolojik miras

  • jeoturizm

  • kaya yerleşimi

  • peribacası


  • Afyonkarahisar Valiliği, 2015. Frig Vadisi Tanıtım Kitapçığı, Afyonkarahisar İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü yayını, İleri Ofset matbaa, Afyonkarahisar, 34s.

  • Afyonkarahisar İÇDR, 2011. 2011 Yılı Afyonkarahisar İl ve Çevre Durum Raporu. T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Afyonkarahisar Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü, 508s. Afyonkarahisar.

  • Akal, C., Candan, O., Koralay, E., Oberhänsli, R., Chen, F. ve Prelević, D., 2012. Early Triassic potassic volcanism in the Afyon Zone of the Anatolides/ Turkey: implications for the rifting of the NeoTethys, International Journal of Earth Sciences 101 (1), 177-194

  • Alıcı, P., Temel, A., Gourgaud, A., KieVer, G. ve Gündogdu, M.N., 1998. Petrology and geochemistry of potassic rocks in the Gölcük area (Isparta, SW Turkey): genesis of enriched alkaline magmas. Journal of Volcanology and Geothermal Research 65, 1–24.

  • Aydar, E., Bayhan, H. ve Gourgaud, A., 1998. Koroglu caldera, mid-west Anatolia, Turkey: volcanological and magmatological evolution. Journal of Volcanology and Geothermal Research 85, 83–98

  • Besang, C., Eckhardt, F.J., Harre, W., Kreuzer, H. ve Müller, P., 1977. Radiometrische altersbestimmungen an neogenen eruptivgesteinen der Türkei. Geol Jahrb B, 25, 3–36

  • Çoban, H. ve Flower, M.F.J., 2007. Late Pliocene lamproites from Bucak, Isparta (southwestern Turkey): Implications for mantle ‘wedge’ evolution during Africa-Anatolian plate convergence. Journal of Asian Earth Sciences, 29, 160-176.

  • Ercan, T., Dinçel, A., Metin, S., Türkecan, A. ve Günay, E., 1978. Uşak yöresindeki Neojen havzaların jeolojisi’. Türkiye Jeoloji Bülteni, 21, 97-106.

  • Frigya Kültürel Mirasını Koruma ve Kalkınma Birliği (FRİGKÜM). 2016, Frig sanatı ve Uygarlığı, 2016, www.frigvadisi.gov.tr

  • Kazancı, N., 2010. Jeolojik Koruma; Kavram ve Terimler. Jeolojik Mirası Koruma Derneği yayını, Ankara, 60 s.

  • Kazancı, N., Şaroğlu, F. ve Suludere, Y., 2015. Jeolojik Miras ve Türkiye Jeositleri Çatı Listesi. MTA Dergisi, 151, 263-272.

  • Le Pennec, J.-L., Bourdier, J.-L., Froger, J.-L., Temel, A., Camus, G. ve Gourgaud, A., 1994. Neogene ignimbrites of the Nevsehir Plateau (Central Turkey), stratigraphy, distribution and source constraints. J. Volcanol. Geotherm. Res. 63, 59– 87.

  • Metin, S., Genç, İ. ve Bulut, V., 1987. Afyon ve Dolayının Jeolojisi, M.T.A. Rapor No: 2113, Ankara, 105-115.

  • Prelevic´, D., Akal, C., Foley, S.F., Romer, R.L., Stracke, A. ve van Den Bogaard, P., 2012. Ultrapotassic mafic rocks as geochemical proxies for postcollisional mantle dynamics of lithosphere: the case of SW Anatolia-Turkey. J Petrol 53, 1019–1055

  • ProGeo Group,1998. A first attemt at a geosites framework for Europe -an lUGS initiative to support recognition of World heritage and European geodiversity. Geologica Balcanica 28, 5-32.

  • Tolluoğlu, Ü. Erkan, Y., Sümer, E. Ö., Boyacı, N. ve Yavaş, F., 1997. Afyon metasedimanter grubunun Mesozoyik öncesi metamorfik evrimi. Türkiye Jeo. Bülteni, 40-1, 1-1.

  • Wimbledon, W.A.P. 1996. National site election, a stop on the road to a European Geosite List. Geologica Balcanica 26, 15-27.

  • Yılmaz, A., 1958. Seydiler Köyünün Destanı, Temiziş Matbaa, Afyonkarahisar.

  • Özkaymak, Ç , Yıldız, A , Karabaşoğlu, A , Bağcı, M , Başaran, C . (2017). Seydiler (Afyonkarahisar) ve Çevresinin Jeoturizm Potansiyelinin Belirlenmesi . Türkiye Jeoloji Bülteni , 60 (3) , 259-282 . DOI: 10.25288/tjb.325426

  • Palu ve Keban Baraj Gölü Arası, Fırat Nehri Kıyı Sedimanlarının Jeokimyasal Özellikleri ve Endüstriyel Hammadde Olarak Kullanılabilirliğinin İncelenmesi
    Aynur İrmak Leyla Kalender Mehmet Yilmaz Özge Erdoğan Yamaç
    PDF Olarak Görüntüle

    Öz: Palu ve Keban Baraj gölü arası Fırat Nehri kıyı sedimanlarının kimyasal bileşimleri, Fırat Nehir sedimanlarınınsub-litaranit ve feldispatlı litaranit olarak adlandırılabileceğine işaret etmektedir. Ana oksit içerikleri bakımından, Holosen Fırat Nehir sedimanlarının, Fe2O3, MgO, CaO ve TiO2 konsantrasyonlarının, UCC (üst kıtasal kabuk)`dan yüksek ve SiO2, Al2O3, Na2O ve P2O5 bakımından ise tüketilmiş olduğu söylenebilir. Söz konusu sedimanların Pbizotop bileşim oranlarının büyük çoğunluğu, nehir sedimanlarının yerel litolojik birimlerin ayrışmasının doğal sonucu olduğunu göstermektedir. Özellikle, 206Pb/207Pb (=1,20-1,22) oranı dikkate alındığında, P2, P4, P13, P17,P30, P43, P44, P46 ve P49 kodlu örnek noktalarında nehir sedimanlarının daha çok mafik volkano-sedimanter kayaçlardan gelen doğal kurşun değerleri aralığında olduğu belirlenmiştir. Fırat Nehri akım yönü boyunca yüzeyleyen, Pliyo-Kuvaterner yaşlı Palu Formasyonu, Üst-Miyosen-Pliyosen yaşlı Çaybağı Formasyonu ve Üst Kretase yaşlı Elazığ Magmatitlerinin litolojik özelliklerini taşıdığını göstermektedir. Fiziko-mekanik deneyler Fırat Nehri kıyı sedimanlarının; görünür özgül ağırlıklarının 2,6 gr/cm3, optimum bitüm içeriğinin % 4,6, karışım türüstabilite değerlerinin >2300 kg olduğunu göstermektedir. Bu çalışma, Doğu Anadolu Fay Zonu batısından alınan sediman örneklerinin (P39`dan P50`ye kadar), fiziko-mekanik özellikleri, kil boyu malzeme içeriğinin, P1 den P38`e kadar alınan nehrin doğusundaki sediman örneklerinden yüksek olduğunu göstermektedir. Elde edilen tüm sonuçlar,P1 nolu örnek noktasından P39`a kadar, Doğu Anadolu Fay Zonu doğusunda, nehir sediman örneklerinin, agrega olarak hem beton hammaddesi hem de bitümlü sıcak karışım üretiminde, inşaat endüstrisinde hammadde olarak kullanımının stabilite ve akma açısından uygun olduğunu göstermektedir.

  • Agrega

  • Endüstriyel hammadde

  • Fırat Nehir Sedimanları


  • Akkan, E., 1972. Elazığ ve Keban Barajı çevresinde coğrafya araştırmaları. Coğrafya Araştırma Dergisi, 5(6), 175-214.

  • Aksoy, E., 1993. Elazığ batı ve güneyinin genel jeolojik özellikleri. Türkiye Yerbilimleri Dergisi, 1 (1), 113-123.

  • Alshamsi, K.S., 2006. Development of a mix design methodology for asphalt mixtures with analytically formulated aggregate structures, Doctor of Philosophy in The Department of Civil and Environmental Engineering, Louisiana State University, United Kingdom, 226s.

  • Asphalt Institute, 1996. Superpave mix design, Superpave Series No. 2 (SP-2), USA, 128s.

  • Ayuso, R.A., De Vıvo, B., Rolandı, G., Seal, R.R. Iı ve Paone, A., 1998. Geochemical and isotopic (Nd-Pb-Sr-O) variation bearing on the genesis of volcanic rocks from Vesuvius, Italy. Special issue, Vesuvius. Journal of Volcanology and Geothermal Research, 82, 53–78.

  • Başar, H.M. ve Aksoy N.D., 2012. The Effect of Waste Foundry Sand (WFS) as Partial Replacement of Sand on the Mechanical, Leaching and Microstructural Characteristics of Ready-Mixed Concrete, Construction and Building Materials, DOI:10.1016/j .conbuildmat. 2012 .04. 078).

  • Beare, M.H.. Cabrera, M.L., Hendrix, P.F. ve Coleman, D.C., 1994. Aggregate-Protected and Unprotected Organic Matter Pools in Conventional and NoTillage Soils. Soil Sci. Soc. Am. J. 58:787-795.

  • Bingöl, A.F. ve Aydoğdu, S., 1994. Dutköy (Elazığ) yöresi Magmatit kayaçlarının Petrografik ve jeokimyasal özellikleri. Ç.Ü. Mim. Fak., 15. Sempozyum Bildirileri, Adana, 199-213.

  • Bingöl, A.F. ve Beyarslan, M., 1996. Elazığ Magmatitleri’nin jeokimyası ve petrolojisi. (Korkmaz, S., Akçay M. editörler), 30. Yıl Sempozyumu bildirileri, KTÜ, Trabzon, 208-227.

  • Beyarslan, M., Bingöl, A.F., 2014. Petrology of the Ispendere, K€omürhan and Guleman ophiolites (southeast Turkey): subduction initiation rule (SIR) ophiolites and arc related magmatics. In: 3rd Annual International Conference on Geological and Earth Sciences, Proceedings, 22- 23 September, Singapore.

  • Çelik, H., 2003. Mastar Dağı (Elazığ GD’su) çevresinin stratigtafik ve tektonik özellikleri, F.Ü. Fen Bilimleri Enstitüsü, Doktora Tezi, Elazığ (yayımlanmamış).

  • Çelik, H., 2008. Doğu Anadolu Fay Sistemi’nde Sivrice Fay Zonu’nun Palu-Hazar Gölü (Elazığ) Arasındaki Bölümünde Atımla İlgili Yeni Arazi Bulgusu. Fırat Üniv. Fen ve Müh. Bil. Dergisi, 20 (2), 305-314.

  • Çetindağ, B., 1985. Elazığ, Palu-Kovanalar dolayının hidrojeoloji incelenmesi: Yüksek lisans tezi (yayınlanmamış), F.Ü. Fen Bil. Enst., Elazığ, 117.

  • Cicchella, D., De Vivo, B., Lima, A., Albanese, S., McGill, R.A.R. ve Parrish, R.R., 2008. Heavy metal pollution and Pb isotopes in urban soils of Napoli, Italy. Geochemistry: Exploration Environment Analysis, 8, 103-112.

  • Cicchella, D., Hoogewerff, J., Albanese, S., Adame,P., Lima, A.,Taiani, M.V.E. ve De Vivo, B. 2016. Distribution of toxic elements and transfer from the environment to humans traced by using lead isotopes. A case of study in the Sarno River basin, south Italy Environmental Geochemistry and Health, 38(2), 619-637.

  • Condie, K.C., 1993. Chemical composition and evolution of the upper continental crust: contrasting results from surface samples and shales. Chemical Geology, 104, 1-37.

  • Çolak, K.M, 2006. Asfalt kaplamalarda sinerjetik fayda konusunun anlaşılmasında marshall oranı yaklaşımının kullanılması, Yüksek Lisans Tezi, Karadeniz Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Trabzon.

  • De Vivo, B., Somma, R., Ayuso, R.A., Calderoni, G., Lima, A., Pagliuca, S. ve Sava, A., 2001. Pb isotopes and toxic metals in floodplain and stream sediments from the Volturno river, Italy. Enviromental Geology, 41,101-112.

  • Dumanlılar Ö., Aydal D. ve Dumanlılar, H., 2005. Baskil (Elazığ) Güneyindeki Cevherleşmelerin Jeolojik ve Minerolojik Özellikleri. Türkiye Jeoloji Bülteni, 29 (1),1-21.

  • Erdoğan, Ö., 2015. Stiren-butadien-stiren ve gilsonit’in birlikte kullanımının bitümlü sıcak karışımların mekanik özellikleri üzerindeki etkileri, Yüksek Lisans Tezi. Fırat Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Elazığ,137s.

  • Ertürk, M.A., 2016. Maden Karmaşığı’nın (Doğu Toroslar-Türkiye) Petrolojik Özellikleri, Fırat Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Doktora Tezi, Elazığ, 115s.

  • Fedo, C.M., Nesbitt, H.W. ve Young, G.M. 1995. Unraveling the effect of potassium metasomatism in sedimentary rock sand paleosols,with implications for paleoweathering conditions and provenance. Geology, 23, 921-924.

  • Frangipane M., Di Nocera G.M., Hauptmann A., Morbıdellı P., Palmıerı A.M., Sadorı L., Schultz M. ve Schmidt-Schultz T. 2001. New Symbols of a New Power in a “Royal” Tomb from 3000 BC Arslantepe, Malatya (Turkey). Paléorient, 27 (2), 105-139.

  • İrmak, A , Kalender, L , Yılmaz, M , Erdoğan Yamaç, Ö . (2017). Palu ve Keban Baraj Gölü Arası, Fırat Nehri Kıyı Sedimanlarının Jeokimyasal Özellikleri ve Endüstriyel Hammadde Olarak Kullanılabilirliğinin İncelenmesi . Türkiye Jeoloji Bülteni , 60 (3) , 283-311 . DOI: 10.25288/tjb.325408

  • Şeyhler Yöresi Borat Yatağının Jeokimyasal Özellikleri, Emet, Türkiye
    İsmail Koçak
    PDF Olarak Görüntüle

    Öz: Batı Anadolu borat yatakları Paleojen`de başlayan ve Kuvaterner başlangıcına kadar devam eden volkanik aktivitelerin yer aldığı dönemlerde Miyosen kıta-içi playa-göl çökelleri içinde depolanmıştır. Cevher oluşumlarının tamamı volkanik aktivite ile ilgilidir. Emet Şeyhler yatağında Ca yerkabuğu ve andezit ortalamasına göre artış göstermiştir. Eser elementlerden As, Se, Cs, Li, Sr ve Sb zenginleşmeleri belirlenmiştir. Konsantrasyonlarına göre Se ve Li elementlerinin B`un yanında yan ürün olarak ekonomiye kazandırılabileceği sonucuna varılabilir. Yatakta elementler iki grup halinde kümelenmiştir. Si, Mg, Al, Fe ve K gibi elementlerden oluşan büyük grup ve B, Cave Na`dan oluşan ikinci grup şeklindedir. NTE dağılım diyagramlarında görülen Ce ve Eu anomalileri, yatakların yüksek oksijenli ve hidrotermal katkılı ortamda oluştuğunu ortaya koymuştur.

  • Bor

  • element korelasyonu

  • jeokimya

  • mineraloji

  • NTE


  • Koçak, İ . (2017). Şeyhler Yöresi Borat Yatağının Jeokimyasal Özellikleri, Emet, Türkiye . Türkiye Jeoloji Bülteni , 60 (3) , 313-330 . DOI: 10.25288/tjb.325401

  • Belek Kıyısı (Antalya) İçin Kıyı Kenar Çizgisinin Önemi
    Mehmet Özçelik
    PDF Olarak Görüntüle

    Öz: Türkiye`nin en önemli turizm merkezi olan Antalya`nın kıyılarının uzunluğu yaklaşık 640 km`dir. Kıyı bölgesi hızlı bir şekilde yapılaşmadan dolayı tahrip edilmiştir. Belek kıyıları flora ve fauna türleri için uygun habitatlar oluşturmakta ve mikro klimatik özellikleri nedeniyle tatil ve dinlenme olanakları sağlayan önemli turizm alanıdır. Belek kıyısı, kumulların biçimlendirdiği 29 km kıyısal alana sahiptir. Az bulunan flora ve faunanın yaşam ortamıdır. Gün geçtikçe gelişen turizm faaliyetleri Belek kıyılarını daha fazla cazip kılmaktadır. Kıyı Kanununa göre kıyı çizgisi ile kıyı kenar çizgisi arasındaki alan kıyı olarak tanımlanmaktadır. Günümüzde kıyı alanlarından daha fazla yararlanmak için beşeri (antropojen) kökenli müdahaleler yapılmaktadır. Bu tip alanlarda Kıyı Kenar Çizgisinin yeniden belirlenmesi ile farklı Kıyı Kenar Çizgisinin oluşmasına neden olmaktadır. Kıyılar kamu kullanımında olup, özel mülkiyet alanları bulunmamaktadır. Zamanla kıyıda yapılan müdahaleler sonucunda kıyı kenar çizgisinin değiştirilmesi talepleri olmaktadır. Bu sebeple de, kıyı bölgelerinde kamunun yararlanacağı alanlar giderek azalmaktadır. Bu çalışmada; Acısu ile Akdeniz sahili arasında kalan kara parçasının kıyı kullanımı incelemiş kıyı kenar çizgisinin özel konumu ortaya konmuştur.

  • Kıyı

  • Kıyı kenar çizgisi

  • Acısu Deresi

  • Belek


  • Özçelik, M . (2017). Belek Kıyısı (Antalya) İçin Kıyı Kenar Çizgisinin Önemi . Türkiye Jeoloji Bülteni , 60 (3) , 331-346 . DOI: 10.25288/tjb.325395

  • Khabaz Sahasında (Kuzey Irak) Farklı Rezervuarlardaki Petrollerin Jeoistatistiksel Değerlendirilmesi
    Muhammed İsmail Mehmet Namik Yalçin Torhan M. Al-Mufti3
    PDF Olarak Görüntüle

    Öz: Kuzey Irak`taki petrol sahalarında petrol üretimi çoğunlukla birden çok rezervuardan yapılmaktadır. Bu rezervuarlar Tersiyer (bir rezervuar) ve Kretase (iki rezervuar) yaşlı birimlerden oluşmaktadır. Bu çalışmada farklı rezervuarlardaki petrollerin tek bir ana kayadan mı yoksa farklı ana kayalardan mı türediği ve tek veya çok evreli bir göç sonucunda mı bu rezervuarlarda birikmiş oldukları sorularının cevabına ulaşılmaya çalışılmıştır. Bu çalışmada incelenen Khabaz petrol sahasında açılmış olan petrol kuyularından hem Tersiyer yaşlı, hem de Kretase yaşlı rezervuarlara ulaşılmış olanlar seçilmiştir. Bu rezervuarlardaki petrollerin özgül ağırlık, API-gravitesi, asfalten miktarı, kükürt miktarı, balmumu miktarı, kül miktarı ve Ni, V miktarları gibi fiziko-kimyasal özellikleri kullanılarak çalışmanın amacına yaklaşım sağlanmıştır. Her bir kuyu ve rezervuar için ayrı ayrı belirlenen bu parametreler, önce bir veri tabanı olarak düzenlenmiştir. Daha sonra korelasyon katsayısı (R), faktör analizi ve klaster (kümelenme) analizi gibi istatistiksel yöntemler yardımıyla bilgisayar destekli değerlendirmeler ve karşılaştırmalar kullanılarak rezervuarlar arasındaki benzerlik, yakınlık ve farklılıklar belirlenmeye çalışılmıştır. Khabaz petrol sahasında üç ayrı rezervuar bulunmaktadır. Bunlar; Tersiyer yaşlı (Jeribe), Kretase yaşlı(Üst Qamchuqa) ve (Alt Qamchuqa) birimleridir. Khabaz petrol sahasındaki tüm kuyular tek bir yapıdan üretim yapmaktadır. Sadece Khabaz-2b kuyusu bu yapının dışında kalmaktadır. Buradaki petrolün özgül ağırlığı yüksektir ve çok miktarda asfaltik bileşen içermektedir. Değerlendirme sonuçlarına göre üretilen petroller aynı ana kayadan(Chia Gara Formasyonu) türemişlerdir. Bununla birlikte istatistiksel değerlendirmeler sonucunda Khabaz petrol sahasında üretilen petrollerde iki farklı tip petrol (a ve b) belirlenmiştir. Bu bileşimsel farklılığın, göç sırasında ve/veya yerinde başkalaşım sonucunda geliştiği sonucuna varılmıştır.

  • Faktör analizi

  • jeoistatistik

  • petrol jeolojisi

  • Kerkük petrolleri

  • petrol jeokimyası


  • İsmail, M , Yalçın, M , Al-mufti, T . (2017). Khabaz Sahasında (Kuzey Irak) Farklı Rezervuarlardaki Petrollerin Jeoistatistiksel Değerlendirilmesi . Türkiye Jeoloji Bülteni , 60 (3) , 347-362 . DOI: 10.25288/tjb.325391

  • Batı Anadolu`da Yüksek Sıcaklıklı Jeotermal Sistemlerde Gözlenen Kabuklaşma Türleri ve Kabuklaşma Oluşumunun Kontrolünün Sağlanmasında Kullanılan Sistemler; Kızıldere-II (Denizli) Jeotermal Güç Santrali Örneği
    Füsun Servin Tut Haklidir
    PDF Olarak Görüntüle

    Öz: Jeotermal güç üretimi su baskın rezervuarların derin zonlarından gelen orta-yüksek sıcaklıktaki akışkanlardan elde edilmektedir. Bu sistemlerde sıvı fazda termodinamik değişimlerin kontrolüyle jeotermal akışkan üzerinde sıcaklık ve basıncın etkilerinin izlenmesi jeotermal sistemlerin sürdürülebilirliğinin sağlanması bakımından oldukça önem arz etmektedir. Bir jeotermal sistemde rezervuar kayaların türleri, su-kaya etkileşimleri ve jeotermal akışkanın kompozisyonuna yönelik sağlıklı bilgi elde edilmesi jeotermal güç/ısı sistemlerinin işletilmesi sırasında karşılaşılabilecek kabuklaşma, korozyon gibi problemlerin önlenmesinde önemli olacaktır. Türkiye`de keşfedilmiş jeotermal sistemler su baskın rezervuar tipindedir. Türkiye`deki en büyük iki graben sistemi olan Büyük Menderes ve Gediz Grabenlerinde orta-yüksek sıcaklıktaki jeotermal sahalardan üretim yapan 30`un üzerinde jeotermal enerji santrali bulunmaktadır. Bu jeotermal sistemlerde, sistem performansını doğrudan etkileyen kalsit, silika türünde kabuklaşmalar gözlenmektedir. Güç santrallerinin üretim dönemlerinde bu kabuklaşma problemlerinin önlenmesi amacıyla jeokimyasal testler ve jeokimyasal modellemeler yapılmaktadır. Bir jeotermal sistemin sürdürülebilir olması, kabuklaşma tiplerinin belirlenmesine, uygun kabuklaşma engelleyici inhibitörlerin seçimine ve inhibitör sistemlerinin doğru noktalara kurulmasına doğrudan bağlıdır. Bu çalışmada, Batı Anadolu’daki orta-yüksek sıcaklıktaki jeotermal rezervuarların jeolojisine bağlı olarak farklı tip jeotermal santrallerde üretilen akışkanların kabuklaşma eğilimleri ve etkin kabuklaşma engelleme metotları Kızıldere-II (Denizli) jeotermal güç santrali örneğinde test edilerek tartışılmıştır.

  • Batı Anadolu

  • güç santrali

  • inhibitör

  • jeotermal enerji

  • kabuklaşma

  • rezervuar jeolojisi


  • Tut Haklıdır, F . (2017). Batı Anadolu’da Yüksek Sıcaklıklı Jeotermal Sistemlerde Gözlenen Kabuklaşma Türleri ve Kabuklaşma Oluşumunun Kontrolünün Sağlanmasında Kullanılan Sistemler; Kızıldere-II (Denizli) Jeotermal Güç Santrali Örneği . Türkiye Jeoloji Bülteni , 60 (3) , 363-382 . DOI: 10.25288/tjb.325384

  • Taxonomy and Distribution of Recent Benthic Foraminifera from Bir Ali Beach, Shabwah Governorate, Arabian Sea, Yemen
    Mohammed Al-Wosabi Munef Mohammed Fahad Basardah
    PDF Olarak Görüntüle

    Abstract: One hundred and eleven benthic foraminiferal species belonging to 36 genera, 25 families,16 superfamilies and 4 suborders were identified from twenty samples collected from Bir Ali beach onthe Yemeni Arabian Sea coastline. The benthic foraminifera assemblages were dominated by speciesbelonging to Miliolina suborder with 71 species and 17 genera, followed by Rotaliina with 29 speciesand 14 genera, Textulariina 9 species and 3 genera and Lagenina 2 species and 2 genera. The distributionof recent shallow-water benthic foraminifera in surface sediment samples is in varians from sample toanother. Higher abundance of genus Quinqueloculina is recorded in almost all the samples of the studyarea. The recorded assemblages show a high similarity to the foraminiferal assemblages of the IndoPacific region, East African coast and Red Sea.


  • Al-wosabi, M , Mohammed, M , Basardah, F . (2017). Taxonomy and Distribution of Recent Benthic Foraminifera from Bir Ali Beach, Shabwah Governorate, Arabian Sea, Yemen . Türkiye Jeoloji Bülteni , 60 (3) , 383-432 . DOI: 10.25288/tjb.327047

  • Çan Taşı Tüfü`nün Mineralojik Özellikleri ve Jeokronolojisi (Biga Yarımadası, KB Türkiye)
    Oya Erenoğlu
    PDF Olarak Görüntüle

    Öz: "Çan taşı" Çan-Etili civarında yaygın yüzlekleri bulunan, Biga Yarımadası Oligosen volkanizmasının piroklastikürünü olan riyolitik tüflerden oluşmaktadır. Bu çalışmada, Çan taşı tüflerinin petrografik ve mineralojik (XRD-SEM/EDX) değerlendirilmesi yapılmıştır. Ayrıca bölgede yaygın volkanizma içindeki kronostratigrafik konumu belirleme kamacı ile jeokronolojik yaş tayini gerçekleştirilmiştir. Geç Oligosen yaşlı oldukları belirlenen Çan taşı tüfleri açık sarımsı, krem ve hidrotermal alterasyon sonucu demirli oksitleşme ile gelişmiş kırmızımsı, kahverenkli değişik motifler sunarlar. Çan taşlarının petrografik, XRD ve SEM/EDX incelemeleri sonuçlarına göre başlıca; kuvars, sanidin, albit, pirit, kaolinit, alunit, nadir olarak biyotit ve amfibol mineralleri belirlenmiştir. Nadiren özşekilli, daha çok frambolitler şeklinde paketlenmiş kristallerden oluşan pirit mineralleri bu tüfler üzerindeki değişik desenleri oluştururlar. Bu desenler sayesinde Çan taşları, inşaat sektöründe kaplama taşı ve/veya dekoratif amaçlı olarak uzun yıllardır ilgi görmekte ve kullanılmaktadırlar.

  • Biga Yarımadası

  • Çan taşı

  • K/Ar

  • SEM

  • XRD


  • Erenoğlu, O . (2017). Çan Taşı Tüfü’nün Mineralojik Özellikleri ve Jeokronolojisi (Biga Yarımadası, KB Türkiye) . Türkiye Jeoloji Bülteni , 60 (3) , 433-449 . DOI: 10.25288/tjb.329486

  • SAYI TAM DOSYASI
    PDF Olarak Görüntüle